Fenomen Blogger - Gillette Fusion Power Stealth

Geçenlerde kuryenin getirdiği poşetin içinden çıkan kutu oldukça şaşırtıcı ve bir o kadar da ilgi çekiciydi. Siyah, parlak ve kabartmalı kutunun üzerinde  parmak izi okuyucusu şeklinde bir buton vardı ve butona bastığımda kutunun titreşiminden sonra ismimle hitap eden bir konuşma başladı. "Fark-ı Titreşim dünyasına hoşgeldiniz" şeklinde başlayan bir ses kaydı heyecan vericiydi doğrusu.  

Gillette düzenlediği pazarlama ve reklam stratejisi çerçevesinde fenomen bloggerlara güzel bir traş seti göndermişti. Kutuyu açtığımda içinde traş bıçağı, traş köpüğü ve traş sonrası balsamıyla bütün bir traş setim oldu. Doğrusu  5 bıçaklı, titreşimli Gillette Fusion Power Stealth ile traş inanılmaz keyifliymiş.

Yaşadığım bu traş deneyiminden sonra Gillette ekibine gönderdikleri set için teşkkürlerimi iletiyorum. Aynı zamanda düzenlemiş oldukları bu etkili pazarlama ve reklam çalışması içinde tebrik ediyorum.  Tabii ki tüm erkeklere Fusion Power'ı şiddetle  tavsiye ediyorum.

Kampanyayla ilgili daha detaylı bilgi için www.fark-ititresim.com web adresini ziyaret edebilirsiniz.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Son Sigorta Primi Teşviki (5921 Sayılı Kanun)

5921 Sayılı Kanunla 4447 Sayılı Yasaya eklenen Geçici 9. Madde aşağıya
alınmıştır;

Geçici Madde 9- (5921 sayılı Kanunun 2. maddesiyle eklenen ve 18.8.2009 tarihinden itibaren yürürlüğe giren geçici madde) 2009 yılının Nisan ayına ait prim ve hizmet belgelerinde bildirilen sigortalı sayısına ilave olarak, 31.12.2009 tarihine kadar, işe alınma tarihinden önceki üç aylık dönem içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna verilen prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı sigortalılar dışındaki kişilerden olmak kaydıyla
işe alınan ve fiilen çalıştırılanlar için; 5510 sayılı Kanunun 81. maddesinde sayılan ve 82. maddesi uyarınca belirlenen prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan sigorta primlerinin işveren hisselerine ait tutarı, altı ay boyunca İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanır. Bu madde kapsamında işe almaya ilişkin 31.12.2009 tarihini 30.6.2010 tarihine kadar, primlerin Fondan karşılanma süresini ise altı aya kadar
daha uzatmaya, Bakanlar Kurulu yetkilidir.

İşveren hissesine ait primlerin İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanabilmesi için işverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak 5510 sayılı Kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna verilmesi ve sigortalıların tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutarı ile İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanmayan işveren hissesine ait tutarın ödenmiş olması şarttır. Bu maddeye göre işveren tarafından ödenmesi gereken primlerin geç ödenmesi halinde, İşsizlik Sigortası Fonundan Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılacak ödemenin
gecikmesinden kaynaklanan gecikme zammı, işverenden tahsil edilir. Bu maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendi hükmü saklı kalmak kaydıyla bu maddede düzenlenen teşvik, 5510 sayılı Kanun kapsamında bulunanlarla aynı şartlarda olmak üzere, 506 sayılı Kanunun geçici 20. maddesi kapsamındaki sandıkların statülerine tabi personeli için de uygulanır.
Bu madde hükümleri;
a) 1.10.2003 tarihinden sonra özelleştirme kapsamında devir alınan işyerleri hariç olmak üzere, mevcut ve faaliyette bulunan işyerlerinin devredilmesi, birleşmesi, bölünmesi veya nevi değiştirmesi gibi hallerde yeni işe başlama olarak değerlendirilmez.
b) Mevcut bir işyerinin kapatılarak; değişik bir ad veya unvan ya da bir iş birimi olarak aynı faaliyette açılması veya çalışan sigortalıların bütün olarak devredilmesi halinde, bu işyerleri hakkında uygulanmaz.
c) Yönetim ve kontrolü elinde bulunduracak şekilde doğrudan veya dolaylı ortaklık ilişkisi bulunan şirketler arasında istihdamın kaydırılması, şahıs işletmelerinde işletme sahipliğinin değiştirilmesi gibi ek bir kapasite ve istihdam artışına neden olmayan, sadece teşviklerden yararlanmak amacıyla yapılan işlemler hakkında uygulanmaz.
ç) 5510 sayılı Kanun gereğince yapılan kontrol ve denetimler sonucunda çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği tespit edilen işyerleri hakkında tespit yapıldığı aydan başlanmak suretiyle uygulanmaz.
d) 4.1.2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve bu Kanundan istisna olan alımlar ile uluslararası anlaşma hükümlerine istinaden yapılan hizmet alımları ve yapım işlerini yürüten işyerleri hakkında uygulanmaz.
e) 21.4.2005 tarihli ve 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 30. maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerlerinde çalışmaya başlayanlar hakkında uygulanmaz.
f) 5510 sayılı Kanuna göre sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ile yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz.
İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanan prim tutarları gelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmaz.
Bu maddeyle düzenlenen destek unsurundan diğer ilgili mevzuat uyarınca ayrıca yararlanmakta olan işverenler; aynı dönem için ve mükerrer olarak bu destek unsurundan yararlanamaz. Bu durumda, işverenlerin tercihleri dikkate alınmak suretiyle uygulama, destek unsurlarından sadece biriyle sınırlı olarak yapılır.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından belirlenir.
--
Cihat ERTÜRK
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
Sosyal Güvenlik ve Vergi Danışmanı
email: cihaterturk@gmail.com
web : http://www.cihaterturk.com/
gsm : 0533 631 86 60

Yorum (yok) Yorum yaz!

Kamu Borçlarında Yeni Faiz Oranı 1,95

1. Yeni Gecikme Zammı Oranı

19.11.2009 tarih ve 27411 sayılı Resmi gazetede yayımlanan 02.11.2009 tarih ve 2009/15565 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla, 6183 sayılı Kanun’un 51. maddesinde yer alan gecikme zammı oranı her ay için ayrı ayrı uygulanmak üzere % 1,95 olarak yeniden belirlenmiştir. Böylece 21.04.2006 tarihinden beri yürürlükte olan aylık % 2,5 olan gecikme zammı oranı, % 1.95’e düşmüş olmaktadır.

Karar yayımı tarihi olan 19.11.2009 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Buna göre;

n Vadesi 19.11.2009 tarihinden önce gelmesine rağmen, bu tarih itibariyle henüz ödenmemiş olan,

n Vadesi 19.11.2009 tarihinden sonra gelen ancak vadesinde ödenmeyen,

kamu borçlarına, yeni gecikme zammı oranı uygulanacaktır.

Gecikme zammı uygulamasıyla ilgili ayrıntılı açıklama yapılması gerekli görülmemekle birlikte, aşağıdaki özet bilgilerin hatırlatılmasında yarar görülmüştür:

n Ay kesirlerine isabet eden gecikme zammı günlük olarak hesaplanır. Hesaplamada 1 ay 30 gün olarak dikkate alınır ve günlük gecikme zammı oranı, (aylık oran/30) formülüyle bulunur.

n Tam aylar için gecikme zammı aşağıdaki formülle hesaplanır:

Gecikme zammı tutarı = Aylık gecikme zammı oranı x ay sayısı x gecikme zammı uygulanacak tutar

n Ay kesirleri için gecikme zammı aşağıdaki formülle hesaplanır:

Gecikme zammı tutarı = Günlük gecikme zammı oranı x gün sayısı x gecikme zammı uygulanacak tutar

n Bakanlar Kurulu kararıyla aylık gecikme zammı oranının yeniden belirlendiği hallerde, zammın hesaplanmasında aşağıdaki şekilde işlem yapılır:

-  Aylık esasa göre gecikme zammının hesaplandığı bir aylık süre içindeki bir tarihte oran değişikliği yapılırsa, bu bir aylık sürenin tamamına eski oran uygulanır.

-  Ay kesirleri için zammın hesaplanması günlük esasa göre yapılırsa, Bakanlar Kurulu kararının yürürlüğe girdiği gün dahil olmak üzere daha sonraki günler için yeni oran, yürürlük tarihinden önceki günler için ise eski oran dikkate alınır.

2. Yeni Gecikme Faizi Oranı

Vergi Usul Kanunu’nun 112. maddesinde yer alan düzenleme nedeniyle, gecikme faizi gecikme zammı oranında uygulandığından, 2009/15565 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla yapılan değişiklik gecikme faizini de değiştirmiş olup, 19.11.2009 tarihinden itibaren uygulanacak gecikme faizi oranı % 1,95 olmuştur.

Yasal düzenlemelere göre

n Gecikme faizinin hesabında ay kesirleri dikkate alınmamakta,

n Gecikme faizi aşağıdaki formülle hesaplanmaktadır:

Gecikme faizi tutarı = Gecikme zammı oranı x ay sayısı x gecikme faizi uygulanacak tutar

3. Yeni Pişmanlık Zammı Oranı

Vergi Usul Kanunu’nun 371. maddesinde yer alan düzenleme nedeniyle, pişmanlık zammı gecikme zammı oranında uygulandığından, 2009/15565 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla yapılan değişiklik pişmanlık zammı oranını da değiştirmiş olup, 19.11.2009 tarihinden itibaren uygulanacak pişmanlık zammı oranı % 1,95 olmuştur.

Yasal düzenlemelere göre

n Pişmanlık zammı hesabında ay kesirleri tam ay sayılmakta,

n Pişmanlık zammı aşağıdaki formülle hesaplanmakta,

Pişmanlık zammı tutarı = Ödeme süresi geçen vergi tutarı x gecikme zammı oranı x borcun normal vade tarihi ile ödendiği tarih arasında geçen ay sayısı.

n İdarece tarh edilen vergilerde ve tahakkuku tahsile bağlı vergilerde pişmanlık hükümleri uygulanmamakta,

n Pişmanlıktan ancak talebin yazılı olması halinde yararlanılabilmekte,

n Pişmanlık hükümlerinin uygulanması, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının kesilmesini engellememektedir.

4. Tecil Faizi Oranı

6183 sayılı Kanun’un 48. Maddesi çerçevesinde tecil faizi oranı Maliye Bakanlığınca belirlenmekte olup, 28.04.2006 tarihinden itibaren uygulanmakta olan tecil faizi oranı yıllık % 24’tür. Tecil faizinin gecikme zammından daha yüksek olması açıklanabilir olmadığından, en kısa zamanda gecikme zammı oranında yapılan değişiklik paralelinde tecil faizi oranında da önemli bir indirime gidileceği düşünülmektedir.

5. Dönemler İtibariyle Gecikme Zammı, Gecikme Faizi ve Pişmanlık Zammı Oranları

 

GECİKME ZAMMI, GECİKME FAİZİ VE PİŞMANLIK ZAMMI ORANLARI

 

 

 

 

 

DÖNEM

BKK

TAHSİLAT GT SERİ NO

ORAN (%)

TARİH

NO

30.12.1993 – 07.03.1994

6183 SAYILI KANUN MD. 51

381

9

08.03.1994 – 30.08.1995

22.02.1994

94/5335

383

12

31.08.1995 – 31.01.1996

20.07.1995

95/7138

389

10

01.02.1996 – 08.07.1998

09.01.1996

96/7798

391

15

09.07.1998 – 20.01.2000

03.07.1998

98/11331

403

12

21.01.2000 – 01.12.2000

21.01.2000

2000/7

408

6

02.12.2000 – 28.03.2001

26.10.2000

2000/1555

411

5

29.03.2001 – 30.01.2002

26.03.2001

2001/2175

415

10

31.01.2002 – 11.11.2003

28.01.2002

2002/3550

422

7

12.11.2003 – 01.03.2005

03.11.2003

2003/6345

429

4

02.03.2005 – 20.04.2006

23.02.2005

2005/8551

434

3

21.04.2006 – 18.11.2009

03.04.2006

2006/10302

438

2,5

19.11.2009 -                  

02.11.2009

                               1,95


Söz konusu Bakanlar Kurulu aşağıdadır:


19.11.2009 Tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu

 

KAMU ALACAKLARI İÇİN UYGULANAN GECİKME ZAMMI ORANININ

YENİDEN BELİRLENMESİNE İLİŞKİN KARAR

MADDE1 - (1) 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan gecikme zammı oranı her ay için ayrı ayrı uygulanmak üzere % 1,95 olarak belirlenmiştir.

MADDE 2 - (1) Bu Karar yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3 - (1) Bu Karar hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür

Yorum (yok) Yorum yaz!

Sel felaketi nedeniyle mağdur olan mükelleflerin vergi kanunları

Sel felaketi nedeniyle mağdur olan mükelleflerin vergi kanunları karşısındaki durumu

Erhan Tarhan - Deloitte Vergi Hizmetleri

Son zamanlarda ülkemizde meydana gelen sel felaketleri nedeniyle mağduriyete uğrayan mükelleflerin vergi kanunları karşısındaki durumu bu yazının konusunu oluşturmaktadır.

Makalede özetle aşağıdaki konulara değinilmiştir.

  • Mücbir Sebep ve Zor Durum Hali
  • Afete Uğrayarak Değeri Düşen Malların Değerlemesi
  • Afete Uğrayıp Zayi Olan Malların KDV Karşısındaki Durumu
  • Değerini Kaybeden Emitanın ve Amortismana Tabi İktisadi Kıymetin Sigortalı Olması
  • Verginin Terkini
  • Defter ve Belgelerin Tabii Afet Nedeniyle Tahribata Uğraması

1. Mücbir Sebep ve Zor Durum Hali

İnsan iradesi ve isteği dışında meydana gelen olaylar olarak tanımlayabileceğimiz mücbir sebepler Vergi Usul Kanununun 13 üncü maddesinde yer almaktadır.

Bilindiği üzere anılan maddede aşağıdaki haller mücbir sebep olarak kabul edilmektedir.

1.Vergi ödevlerinden herhangi birinin yerine getirilmesine engel olacak derecede ağır kaza, ağır hastalık ve tutukluluk

2.Vergi ödevlerinin yerine getirilmesine engel olacak yangın, yer sarsıntısı ve su basması gibi afetler

3.Kişinin idaresi dışında vukua gelen mecburi gaybubetler

4.Sahibinin iradesi dışındaki sebepler dolayısiyle defter ve vesikalarının elinden çıkmış bulunması

Yangın, yer sarsıntısı ve su basması gibi afetler, belli bir bölgenin tamamını veya bir kısmını etkilemesi açısından VUK’ta özellik arz etmektedir.

VUK’un 15 inci maddesine göre Maliye Bakanlığı; il, ilçe, mahal veya afete maruz kalanlar itibarıyla mücbir sebep hali ilan etmeye yetkilidir. Bu şekilde bir ilan yapılması durumunda mükelleflerden durumun ispat ve tevsik zorunluluğu istenilmez.

Ancak tabi afet durumunun geneli etkilemediği kabul edilirse, mükelleften mücbir sebebin varlığı (devamı ve sona erdiği tarih de dahil olmak üzere) ve bunun vergi ödevlerini yerine getirmeye engel teşkil ettiğini ispatlaması istenir.

İlke olarak mücbir sebep, vergilemeyle ilgili bir görevin yerine getirilmesi bakımından, kanunen ve idarece tayin edilmiş olan bütün süreleri durdurur. Ancak bu durum belli bir mücbir sebebin aynı zamanda bütün süreleri durduracağı anlamına gelmez. Özellikle mükellefin şahsı ile ilgili olamayan hallerde, mücbir sebep sadece etkili olduğu süreyi durdurur. Örneğin mükellefin defter ve belgelerinin yanmış olması, daha once tahakkuk etmiş vergi borcunun süresinde ödenmemesini gerektirmez.(*)

Mücbir sebebin varlığı itfaye raporu, polis tutanağı ile tevsik edilebilir.

Ayrıca, VUK’un 17 inci maddesinde zor durumda bulunmaları nedeniyle vergi muamelelerine ilişkin ödevleri süresi içinde yerine getiremeyecek mükelleflere, kanuni sürenin bir katını, kanuni sürenin bir aydan az olması halinde bir ayı geçmemek üzere, Maliye Bakanlığınca münasip bir mühlet verilebileceği hüküm olunmaktadır.

Bu mühletin verilebilmesi için:

1. Mühlet isteyen, sürenin bitmesinden evvel yazı ile istemde bulunmalıdır.

2. İstemde gösterilen mazeret, mühlet verecek makam tarafından kabule layık görülmelidir.

3. Mühletin verilmesi halinde verginin alınması tehlikeye girmemelidir.

Mühlet istemine ilişkin yazılı başvurunun süre bitmeden önce yapılması gerekmektedir.

Maliye Bakanlığı mühlet verme yetkisini tamamen veya kısmen mahalline devredebileceği gibi bölgeler, iller, ilçeler veya sektörler ile iş kolları ya da mükellef grupları itibarıyla yazılı başvuru şartı aramaksızın da kullanabilir.

2. Afete Uğrayarak Değeri Düşen Emtianın Değerlemesi

Vergi Usul Kanununun 278 inci maddesi uyarınca tabii afetler yüzünden iktisadi kıymetlerinde önemli bir azalış olan emtianın emsal bedeli ile değerlenmesi ve aynı Kanunun 267 nci maddesine göre de emsal bedelinin takdir komisyonunca takdir edilmesi gerekmektedir.

Bu durumda emtiası zarar gören mükellefler değeri düşen mallarına zarar kaydı yapabilmek için vergi dairesine müracaat ederek konunun takdir komisyonuna intikal ettirilmesini sağlaması gerekmektedir. Mükellefler komisyonların belirlediği bedellere göre zarar kaydı yapabilecekler.

Konuya ilişkin Maliye ve Gümrük Bakanlığı’nın 13.02.1985 tarihli ve 1-2126-4-1128 sayılı Özelgesi aşağıda yer almaktadır.

İşyerini sel basması sonucu meydana gelen emtia kaybına ilişkin zararın kabul edilebilmesi, ya Takdir Komisyonu'nca bu konuda bir takdir yapılmış ol­ması ya da kaza mercilerince bu konuda re'sen biçilmiş bir değerin bulunması gerekir.

Bilindiği üzere, 213 sayılı VUK'nun 278. maddesinde, yangın, deprem ve su basması gibi afetler yüzünden veyahut bozulmak, çökmek, kırılmak, çatlamak, paslanmak gibi haller netice-sinde iktisadi kıymetlerinde önemli bir azalış vaki olan emtia ile maliyetlerin hesaplanması mutad olmayan hurdalar ve döküntüler, üstüpü, dese ve Iskartaların emsal bedeli ile değerleneceği hükme bağlanmış, emsal bedelinin en şekilde tesbit edileceği ise aynı Kanunun 267. maddesin­de açıklanmış bulunmaktadır.

Adı geçenin, işyerini sel basması sonucu meydana gelen emtia kaybının emsal bedelinin tesbiti için Takdir Komisyonu'na başvurularak Takdir Komisyonu'nca bu konuda bir takdir yapıl­mış olması veya kaza mercilerinde bu kortuda re'sen biçilmiş bir değerin bulunması durumunda mümkündür.

Adı geçen yükümlü tarafından sel basması sonucu meydana gelen emtia kaybının emsal be-delinin tesbiti için Takdir Komisyonu'na başvurularak emsal bedel takdiri yapılmadığına ve bilir­kişilerce raporla tespit edilen değerin kaza mercilerine biçilmiş bir değer olarak kabulü mümkün olmadığına göre, söz konusu zararın gelir vergisi uygulamasında zarar olarak kabul edilerek mezkur yıl kazancından veya sonraki yıl kazançlarından indirilmesi mümkün değildir.

Kaldı ki, adı geçen yükümlü sel baskınının olduğu yıl olan 1981 ve müteakip yıllar için za­rar beyanında bulunmayıp gelir beyanında bulunmuştur.

3. Afete Uğrayıp Zayi Olan Malların KDV Karşısındaki Durumu

Katma Değer Vergisi Kanununun 30 uncu maddesinin c bendinde; deprem, sel felaketi ve Maliye Bakanlığının yangın sebebiyle mücbir sebep ilan ettiği yerlerdeki yangın sonucu zayi olanlar hariç olmak üzere, zayi olan malların KDV 'sinin indirilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

İlgili kanun maddesinden de anlaşılacağı üzere sel felaketi sonucu zayi olan malların, alış vesikalarında gösterilen KDV indirim konusu yapılabilecektir.

Ayrıca bu mallarla ilgili olup önceki dönemlerde indirilen katma değer vergileri düzeltme yoluyla mükelleflerden istenilmeyecek, henüz indirilememiş olan katma değer vergileri ise takip eden dönemlerde indirilebilecektir.

4. Değerini Kaybeden Emitanın ve Amortismana Tabi İktisadi Kıymetin Sigortalı Olması

4.1 Değerini Kaybeden Emitanın Sigortalı Olması

VUK’un 330 uncu maddesinde “Emtia ve zirai mahsul ve hayvan kıymetlerinde vukua gelen zayiat dolayısiyle alınan sigorta tazminatları bunların değerlerinden fazla olursa bu fazlalık kara alınır.

İşletme hesabı esasında tutulan defterde bu tazminat hasılat kaydedilir”

hükmü yer almaktadır. Bu hüküm çerçevesinde emtialarda vukua gelen zayiat dolayısiyle alınan sigorta tazminatları bunların değerlerinden fazla olursa bu fazlalık gelir olarak kaydedilmesi gerekir.

4.2 Amortismana Tabi İktisadi Kıymetin Sigortalı Olması

VUK’un 329 uncu maddesinde “Yangın, deprem, sel, su basması gibi afetler yüzünden tamamen veya kısmen ziyaa uğrıyan amortismana tabi iktisadi kıymetler için alınan sigorta tazminatı bunların değerinden (Amortismanlı olanlarda ayrılmış olan amortisman çıktıktan sonra kalan değerden) fazla veya eksik olduğu takdirde farkı kar veya zarar hesabına geçirilir.

hükmü yer almaktadır. Bu hüküm çerçevesinde tamamen veya kısmen ziyaa uğrıyan amortismana tabi iktisadi kıymetler için alınan sigorta tazminatı bunların net defter değerinden fazla ise fark gelir olarak; eksik ise gider olarak katıylara alınabilir.

Ayrıca, yine anılan kanun maddesi ile alınan sigorta tazminatı ile ziyaa uğrayan malların yenilenmesi işin mahiyetine göre zaruri bulunur veya bu hususta işletmeyi idare edenlerce karar verilmiş ve teşebbüse geçilmiş olursa bu takdirde tazminat fazlası, yenileme giderlerini karşılamak üzere, pasifte geçici bir hesapta azami üç yıl süre ile tutulabilir. Bu işlem bilanço esasına göre defter tutan mükellefler tarafından yapılabilir.

4.3 Fevkalade Amortisman

Sel felaketi dolayısıyla sahip oldukları amortismana tabi iktisadi kıymetleri zarara uğrayan mükellefler, Maliye Bakanlığının uygun görmesi halinde, bu kıymet için “Fevkalade Amortisman” ayırabilirler.

Bunun için mükelleflerin bağlı bulundukları vergi dairelerine dilekçe ile başvurmaları ve bu dilekçeye fevkalade amortisman uygulamak istedikleri iktisadi kıymetlerin listesini, varsa itfaiye raporu, polis tutanağı, fotoğraf, görüntü kaydı vb. belgeleri eklemeleri gerekmektedir.

5. Verginin Terkini

VUK’un 115 inci maddesine göre, varlıklarının en az üçte birini kaybeden mükelleflerin zarara uğrayan gelir kaynaklarıyla ilgili bulunan vergi borç ve cezalarını, Maliye Bakanlığınca zararla orantılı olmak üzere, kısmen veya tamamen terkin etmesi mümkündür.

Burada dikkat edilmesi gerekilen husus tabi afetin vergi alacağının doğduğu gelir kaynağına zarar vermiş olması ve zararın mükellefin toplam varlığının üçte birini aşmış olması gerekmektedir.

Diğer taraftan verginin terkini ile ilgili en önemli husulardan biri de, afet tarihine kadar tahakkuk etmemiş bulunan vergi borçlarının terkininin mümkün olmayacağıdır.

Aşağıda konu ile ilgili olarak 18.09.1973 tarihli ve 2181900-6-9 sayılı Maliye Bakanlığı Özelgesinin bir bölümüne yer verilmiştir.

Afet tarihine kadar tahakkuk etmemiş bulunan vergi borçlarının terkini mümkün değildir.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 115. maddesinin birinci fıkrası hükmü gereğince; tabii afete maruz kalmak suretiyle varlıklarının 1/3 ünden fazlasını kaybedenlerin ancak afetin vuku bulduğu tarihe kadar tahakkuk etmiş ve tahsil edilmemiş bulunan borçlarının zararla mütenasip şekilde terkini mümkündür. Afet tarihine kadar tahakkuk etmemiş bulunan borçlarının hiçbir şekilde terkini kabul değildir.

................

Bu konu ayrıca 6183 sayılı Kanunun 105 inci maddesinde de yer almaktadır.

Terkin işlemi için mükelleflerin bağlı bulundukları vergi dairelerine dilekçe ile başvurmaları ve bu dilekçeye varsa itfaiye raporu, polis tutanağı, fotoğraf, görüntü kaydı vb. belgeleri eklemeleri gerekmektedir. Zarar derecesi ve ilgili bulunduğu gelir kaynağı Mahalli idare heyetleri tarafından tespit edilir

6. Defter ve Belgelerin Tabii Afet Nedeniyle Tahribata Uğraması

Tabii afet nedeniyle defter ve belgeleri zayi olan işletmeler TTK’nın 68 inci maddesine göre ziyaı öğrendiği andan itibaren onbeş gün içinde, ticari işletmesinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine başvurarak, bu durumu mahkeme kararıyla belgelendirmesi gerekmektedir. 

                                  
 
(*) ÖZBALCI, age, s. 167

Kaynak: www.verginet.net

Yorum (yok) Yorum yaz!

Vergi İncelemesine Seçilme Nedenleri

Vergi incelemesine neden seçilebilirsiniz? 

Vergi incelemesine seçilme nedenleri;

- Tamamen tesadüfen,

- Bir konu genel olarak taranırken,

- Sektör incelemesi sırasında,

- Bir başka şirket incelenirken, ona mal veya hizmet satmış veya almışsanız,

- İhbar varsa (Genellikle de eski çalışanlardan gelir),

- İkili anlaşmalar çerçevesinde alınan bilgiler,

- Kara para incelemeleri,

- Tek vergi numarası uygulaması çerçevesinde toplanan bilgilerden hareketle yapılan kontroller (Banka faiz gelirleri incelemeleri, gayrimenkul satış incelemeleri, borsa satış incelemeleri),

- Beyanname, ekleri ve bilanço/gelir tablosu dip not tutarsızlıkları,

- Mali idarece fişlenmiş olma (Sahte belge kara listesine girme),

- Kasa hesabının şişkinliği,

- Yüksek ortaklar cari hesabı,

- Şişkin bir "kanunen kabul edilmeyen gider" rakamı,

- Düzeltme beyanları,

- İade talepleri,

- Sürekli ve yüksek miktarlı devreden KDV,

- Sürekli zarar beyan ediliyor olması,

- Büyük mükellef olma (Sürekli incelenme anlamına geliyor),

- Kârlılık oranının sektörel ortalamaya göre sapma göstermesi (Elektronik beyan sonrası vergi idaresi daha fazla veriyi elektronik ortamda alıp işleyebilir, karşılaştırabilir hale getirilebilir),

- Beyannamenin diğer indirim satırında gösterilen rakamlarla ilgili yeterli açıklama yapılmamış olması.

Vergi inceleme süreci iyi yönetilmelidir

Vergi incelemeleri şirket hayatında çok önemlidir. Bu nedenle de önemi ölçüsünde dikkatle izlenmeli ve gerekli adımlar atılmalıdır.

Uygulamada bazen oldukça ilginç yaklaşımlarla karşılayabiliyoruz. İnceleme başlıyor, bitiyor, tutanak alınıyor, rapor tebliğ ediliyor, dava açma süresinin bitimine az kala müşavir aranmaya başlanıyor.

Tabii bu, en abartılmış hal, fakat şu veya bu eksikle bu tür durumlarla sık karşılaşıyoruz.

Bu konuda yapılması gerekenlerle ilgili olarak hazırladığımız liste iki bölüm halinde aşağıda yer almaktadır.

İlk bölümde inceleme aşamasındaki sürecin yönetimi, ikinci bölümde de inceleme sonrası süreç yönetimi ele alınmıştır.

Vergi incelemesi süreci nasıl yönetilir?

- İnceleme öncesinde alınacak tedbirler alındı mı?

- Sorunlar

- Sorunların analizi

- Olası tehditler biliniyor mu?

- Savunma dayanakları ve belgelenmesi

- İnceleme başladığında

- Alarm düğmesine basıldı mı?

- Süreç sorumluları kim?

- İnceleme elemanının sorduğu sorular?

- İnceleme elemanının istediği belgeler?

- İnceleme elemanının istediği çalışmalar?

- Defter ve belgeler tutanakla mı teslim edildi?

- İncelemenin yapılacağı yer konusunda karar verildi mi?

- İnceleme elemanları ile yapılan teknik müzakereler nasıl yürütülüyor?

- Şirket yönetimi ile süreci yürütenler bir araya gelip değerlendirme yapıyorlar mı?

- İnceleme elemanı ile olan ilişkilerde gerekli özen gösteriliyor mu?

- Tutanak alınırken nelere dikkat edilmeli?

- Kayıtlara uygun mu?

- Açıklamalarımız tam ve istediğimiz şekilde yer alıyor mu?

- Bize göre olmaması gereken ifadeler var mı?

- Tarhiyat öncesi uzlaşma istemeli miyiz?

İnceleme sonrası süreç nasıl yönetilir?

- Raporla ilgili analiz yapıldı mı?

- Konuyla ilgili yardım alınacak uzmanların tespiti yapıldı mı?

- Farklı uzman görüşleri alındı mı?

- Uyuşmazlığın çözümünde izlenecek yola karar verildi mi?

Uzlaşma

- Tarhiyat öncesi mi?

- Tarhiyat sonrası mı?

- Hazırlık

- Uzlaşılabilecek rakam tespit edildi mi?

- Uzlaşmada kullanılabilecek savunma noktaları belirlendi mi?

- Yazılı bir ön metin hazırlandı mı?

- Rakamlar biliniyor mu?

- Kimler katılacak?

Yargı

- Literatür taraması yapıldı mı?

- Mukteza ve yargı kararları tarandı mı?

- Duruşma düşünülüyor mu?

- Duruşmada kim yer alacak?

Yargı sonrası

- İdare kararı anladı mı?

- İdarenin yaptığı işlemler doğru mu?

- Süreç izleniyor mu?

- Taraflar zaman zaman bir araya gelip durum değerlendirmesi yapıyor mu?

- Gidişata göre neler yapılıyor?

- İhtiyati tahakkuk/ihtiyati haciz uygulandı mı?

- Yurtdışı çıkış yasağı uygulandı mı?

- Teminat istendi mi?

- Yürütmeyi durdurma kararı gerekiyor mu?

(Kaynakça: Zeki Güngüz,Dünya Gazetesi, 13 Mayıs 2009)

Yorum (yok) Yorum yaz!

Vergi Kaçakçılığında Klasik Yöntemler

Vergi Kaçakçılığında Klasik Yöntemler

1. Mal ve hizmet satışlarına fatura, fiş düzenlememek veya eksik düzenlemek,

2. Vergi dairesine kayıt olmaksızın çalışılması,

3. Cari döneme ait hasılatın sanki sonraki yılın geliriymiş gibi ertesi yıla kaydırılması,

Örn: Sıklıkla ciro primi faturalarının sonraki yıllarda kesilmesi eğilimi mevcuttur.

4. Envanter kayıtlarıyla oynanması,

Örn: Stokların yüksek gösterilerek gerçekte satılmış malın satılmamış gibi gösterilmesi veya satılan malın maliyetinin farklılaştırılması.

5. Şartlar taşınmadığı halde muaflık ve istisnalardan yararlanılması,

Örn: Vergiden muaf esnaf olunmadığı halde vergiden muafmış gibi vergi kaydının bulunmaması.

6. Yurt içinden veya yurt dışından (ithalat veya ihracat nedeniyle) alınan hediye, ücret, eşantiyon, faiz, prim, iskonto, promosyon, komisyon vb. dolaylı gelirlerin kaydedilmemesi,

7. Taksitli satışlarda gerçekleşen vade farkının (kur farkları da dahil) yasal defterlere gelir olarak işlenmemesi,

8. İmal edilen mal miktarının gizlenmesi ve farkın belgesiz satılması,

9. Korsan mal üretilmesi ve bunların belgesiz satılması,

10. Emlak alım-satımlarında emlağın değerinin altında bildirilmesi,

11. Kooperatif olmadığı halde inşaat kooperatifi gibi örgütlenip, gelirlerin gizlenmesi, giderlerin şişirilmesi vb. yöntemler izlenmesi,

12. Şahıslar arasında yaşanan borç alıp vermelerde gerçekleşen vade farkının beyan edilmemesi,

13. Hava parası olarak bilinen ödemelerin gelir olarak kayda alınmayarak beyan edilmemesi,

14. İnşaat ve imalat maliyetlerinin gerçek olmayan belgelerle şişirilmesi,

15. Satış hasılatının avans ya da teminat gibi gösterilerek gelir (vergi) beyanına dahil edilmemesi,

16. İşletmeye ait kaynakların ortaklar tarafından bedelsiz ya da düşük bedelle kullanılması,

17. Kargo ve PTT yoluyla yapılan satışların belgelenmemesi,

18. Aktifleştirilmesi gereken (dolayısıyla amortisman ayrılmak suretiyle taksitler halinde giderleşecek) ödemelerin bir kerede doğrudan gider olarak dikkate alınması,

19. Gelecek döneme ilişkin giderlerin cari döneme işlenmesi,

Örn: Peşin ödenen kiralar, sigorta bedelleri vb.

20. Bazı alacakların, gerçekte öyle olmadığı halde şüpheli veya değersiz alacak haline sokulması. Sırf gider yazabilmek için alacak için dava açılması ve dava açılan alacak tutarı kadar giderin vergi matrahından indirilmesi,

21. Fazla (kanunen belirlenen orandan yüksek) amortisman gideri ayrılması,

22. Amortismana tabi bir şeyin doğrudan gider yazılması,

23. Henüz kullanılabilecek hale gelmeden yatırımın aktifleştirilerek amortisman ayrılmaya başlanması,

24. Yıllara yaygın inşaatlarda gerçekte geçici kabul cari yılda yapıldığı halde, sanki izleyen yılda iş bitmiş gibi gösterilerek kurumlar vergisi beyanının ertesi yıla sarkıtılması ve böylelikle verginin bir yıl daha ertelenmesi,

25. Taşeron, aracı, iş takipçilerine işin dağıtılması suretiyle, kayıt dışılığın sorunlarının (kayıtsız işçi çalıştırma vb.) başkalarına iteklenmesi,

26. Yapılan, sosyal amaçlı yardımların kanundaki şartları dikkate almaksızın kazançtan düşülmesi,

27. Turistik amaçlı gezilerin, yemek, hediye vb. şahsi harcamaların işletme ile ilgili gösterilmesi,

28. Kira gelirlerinin gizlenmesi,

29. Yüksek oranlı KDV’ye tabi malların satışlarında düşük oranlı KDV’li satışı gibi yazar kasa fişi kesilmesi,

30. Değişik sektörlerde faaliyet gösterdiği halde bir kısım faaliyetlerin gizlenmesi suretiyle tek sektörde faaliyet gösteriyor gibi beyanname verilmesi,

31. Tek kişi adına vergi kaydı yaptırıp, birkaç kişinin aynı işi ya da değişik işi tek bir kayıt numarası üzerinde yapması,

32. Fire oranının olandan daha yüksek gösterilip, gerçek fire farkı ile farkın faturasız satılması,

33. Aynı irsaliye ile irsaliyesiz veya irsaliyelerde tahrifat yaparak belgesiz mal sevk edilmesi,

34. Kredinin şirkette kullanıyor gibi gösterilip özel işlerde kullanılması,

35. KDV veya kurumlar vergisi ödememek için veya gruba dahil şirketlerdeki birikmiş zarar, devreden KDV, daha düşük vergilenme imkanı veren enstrümanlardan

(yatırım indirimi gibi) grup içinde karşılıklı mal, hizmet faturaları düzenlenmesi suretiyle yararlanılması,

36. Kârın fiktif mal, hizmet faturaları ile gruptaki zararlı şirkete aktarılması,

37. Dağıtılması gereken masrafların dağıtılmayarak veya eksik dağıtılarak karşı şirkette bırakılması, zararlı şirkette oluşacak giderin böylelikle grubun kârlı şirketinde oluşturulması,

38. Mal bedelinin kısmen veya tamamen açıktan alınması,

39. Şirketin parasının kasada gibi gösterilip ortaklarca kullanılması,

40. Kırpıntı, düşük kalite mal, artık vb. dolaylı hasılat unsurlarının kayıt dışı satılması,

41. Damga vergisine tabi işlem ve belgelerin damga vergisine ancak takip amacıyla işlemlere başlandığında tabi tutulması,

42. Mal veya hizmetin bedelinin faturada “düşük” ya da “yüksek” gösterilmesi,

43. Mal veya hizmetin “tanımının” faturada farklılaştırılarak yer alması,

Örn: Normalde amortisman yoluyla beş yılda gider yazılabilecek bir gayrimaddi hak bedeli devrinin danışmanlık hizmeti gibi faturalanması,

44. Gerçekte mal ve hizmet alınmadığı halde alınmış gibi faturalamak veya fatura almak,

45. Faturanın üst suretine farklı, alt suretine farklı rakam yazılması,

46. Gerçek alıcı, satıcı yerine başka birisinden belge alınması veya alıcıdan başkası adına belge düzenlenmesi,

47. Gayri faal ya da ticari faaliyetine son vermiş firmaların faturalarının kullanılması,

48. Fiilen ihraç edilmemiş malın ihraç edilmiş gibi gösterilerek KDV iadesi alınması ve ihracat taahhüdünün yerine getirilmiş gibi gösterilmesi,

49. Varlıksız, hayali veya ölü kişiler adına vergi kaydı açılması, ortaklıklar, şirketler kurulması ve faaliyetlerin (özellikle vergi kayıp ve kaçağına yol açan faaliyetlerin) bunlar üzerinden yürütülmesi,

50. Vasfının veya miktarının veya fiyatının doğru beyan edilmemesi suretiyle ithalat yapılması,

(Kaynakça: Zeki Gündüz, Dünya Gazetesi, 8 Temmuz 2009)

Yorum (yok) Yorum yaz!

10 Soruda Geçici Vergi

10 Soruda Geçici Vergi
Geçici vergi nedir ?

Geçici vergi, gerçek usulde vergilendirilen gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin cari vergilendirme döneminin gelir ve kurumlar vergisine mahsuben üçer aylık kazançları üzerinden hesaplanarak  ödenen bir peşin vergi uygulamasıdır.

Hangi kazançlar geçici verginin kapsamına girer ?

Gerçek usulde vergilendirilen ticari kazanç sahipleri, serbest meslek erbabı ve kurumlar vergisi mükellefleri cari vergilendirme döneminin gelir ve kurumlar vergisine mahsup edilmek üzere geçici vergi ödemek zorundadırlar. Adi ortaklıklar,  kolektif şirketler ve adi komandit şirketler, ortaklık olarak gelir veya kurumlar vergisi  mükellefi olmadıklarından geçici vergi mükellefi değillerdir. Ancak adi ortaklıklar ile kollektif şirketlerde ortakların, komandit şirketlerde komandite ortakların elde ettikleri kazançlar geçici verginin konusuna girmektedir.

Kimler geçici vergi ödemezler ?

Tasfiye halindeki kurumlar vergisi mükellefleri tasfiye dönemlerinde, basit usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri, yıllara sari inşaat  ve onarma işi yapanlar, ücret geliri elde edenler, menkul ve gayrimenkul sermaye iradı sahipleri,   zirai kazanç sahipleri, diğer kazanç ve irat elde edenler, kazançları vergiden istisna edilen serbest meslek erbabı, noter bulunmayan  yerlerde Adalet Bakanlığı’nca geçici yetkili noter  yardımcısı olarak görevlendirilenler geçici vergi ödemezler. Ancak yıllara sari inşaat onarma işi yapanlar ile geçici noterlik görevini ifa edenler, bu işlerinden elde ettikleri kazançları dışında kalan ticari veya mesleki kazançları  nedeniyle geçici vergi ödemek zorundadırlar.

Geçici vergiye esas kazanç nasıl tespit edilir?

Mükellefler, öncelikle ilgili hesap döneminin 3, 6, 9 ve 12  aylık mali tablolarını esas alarak geçici vergi  dönem kazancını, Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 120. maddesi hükmüne göre belirleyeceklerdir. Geçici vergiye ilişkin kazançların tespitinde dönemsellik esasına uyulması ve Vergi Usul Kanunu’nun değerlemeye ilişkin  hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir.

Geçici vergi nasıl hesaplanacaktır?

Gelir vergisi mükellefleri için geçici vergi ilgili hesap döneminin üçer aylık kazançlarına, gelir vergisi tarifesinin ilk diliminde yer alan oranın (%15) uygulanması suretiyle hesaplanacaktır. Kurumlar vergisi mükellefleri için geçici vergi oranı safi kurum kazancı üzerinden %20 olarak uygulanır. Hesaplanan geçici vergiden varsa aynı hesap dönemi ile ilgili olarak daha önce ödenmiş geçici  vergi ve geçici vergiye tabi kazançlarla ilgili olarak tevkifat yoluyla ödenmiş vergiler mahsup edilecek, mahsuptan sonra kalan tutar ödenmesi gereken geçici vergi olarak beyan edilecektir.

Geçici vergi beyannamesi düzenlenirken hangi istisna ve indirimler dikkate alınır?

Mükellefler geçici vergiye tabi kazançlarının tespiti sırasında gelir veya kurumlar vergisi beyannamesinde dikkate alabilecekleri tüm indirim ve istisnalardan yararlanabilirler.

Geçici verginin eksik beyan edilmesi halinde ne yapılır?

Geçmiş dönemlere ilişkin geçici verginin %10’u aşan tutarda eksik beyan  edilmesi durumunda eksik beyan edilen kısım için yapılacak re’sen veya ikmalen tarhiyata  vergi  ziyaı cezası ile gecikme faizi uygulanır. %10’luk yanılma payının beyan edilmesi gereken (beyan edilmiş olan değil) geçici vergi matrahı üzerinden hesaplanması gerekmektedir.

Ödenmeyen geçici vergi yıllık beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilir mi?

Tahakkuk ettirilmiş, ancak ödenmemiş  geçici verginin yıllık beyanname  üzerinden hesaplanan gelir veya kurumlar  vergisinden mahsup edilmesi mümkün değildir. Mahsup işleminin yapılabilmesi için geçici verginin ödenmiş olması şarttır.

Tahakkuk eden ancak ödenmeyen geçici vergi için ne yapılır?

Üçer aylık kazançlar üzerinden tahakkuk ettirilmiş, ancak ödenmemesi nedeniyle yıllık beyanname üzerinden hesaplanan vergiden mahsup imkanı bulunmayan geçici vergi tutarları terkin edilir. Terkin edilen geçici vergi tutarına, vade tarihinden terkin edilmesi gereken tarihe  (gelir vergisi mükellefleri için 1 Mart, kurumlar vergisi mükellefleri için 1 Nisan) kadar gecikme zammı uygulanır.

Geçici verginin dönemleri, beyan ve ödeme zamanları  nedir ?

Dönem  
Beyan
Ödeme
1.dön.(Ocak ,Şubat,Mart)14 Mayıs17 Mayıs akşamına kadar
2.dön.(Nisan,Mayıs,Haz.)14 Ağustos17 Ağustos akşamına kadar
3.dön.(Temmuz,Ağus.Eylül)14 Kasım17 Kasım akşamına kadar
4.dön.(Ekim,Kasım,Aralık)14 Şubat17 Şubat akşamına kadar

Yorum (yok) Yorum yaz!

10 Soruda Limited ve Anonim Şirketlerde Sorumluluk

10 Soruda Limited ve Anonim Şirketlerde Sorumluluk
Limited şirket ortakları şirketin ödenmemiş amme borçlarından sorumlumudur?

Limited şirket ortakları şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.

Limited şirket ortakları hisse devri yaptığında amme alacağından kim sorumludur?

Ortağın şirketteki sermaye hissesini devretmesi halinde, hisseyi devreden ve devralan şahıslar, devir öncesine ait ve vadesi devir tarihi itibarıyla geçmiş olan amme alacaklarının ödenmesinden,  müteselsilen sorumlu tutulur.

Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden,  müteselsilen sorumlu tutulur.

Limited  şirket ortaklarının hisselerini devrettiği nasıl belgelendirilir?

Limited şirket ortaklarının hisselerinin devri için bu işlemin ticaret sicilinde tescil ve ilanı esas olmakla birlikte, tescil ve ilanın yapılmaması halinde, hisse devrine ilişkin noter devir sözleşmesinin ve bu hisse devrinin ortaklar kurulu kararıyla uygun bulunduğunun pay defterine kaydedilmiş olması halinde de hisse devredilebilmektedir. Hisse devirleri, ya ticaret sicili gazetesi ile ya da noter satış sözleşmesi ve ortaklar kurulu kararının ibrazı ile belgelendirilir.

Limited şirketlerde kanuni temsilci kimdir ve şirketin ödenmemiş borçlarından sorumluluğu nedir?

Limited şirketlerde aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ortaklar hep birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idareye ve şirketi temsile yetkili ve mecburdurlar. Böyle bir durumda ortakların hepsi kanuni temsilci sıfatına haiz olacaklarından, amme alacağının tamamından müşterek ve müteselsil olarak sorumlu tutulurlar. Ancak şirket işlerini idare ve şirketi temsile yetki verilmiş bir kişi (ortak) bulunması halinde, kanuni temsilci olan bu ortak amme alacağının tamamından sorumlu olacaktır.

Anonim şirketlerde kanuni temsilciler kimlerdir?

Anonim şirketin kanuni temsilcisi idare meclisi, diğer bir ifade ile yönetim kuruludur. Yönetim kuruluna ait olan şirketi temsil ve idare yetkisi, esas sözleşme ile yönetim kurulu üyelerinden en az biri veya birden fazlasına veya esas sözleşmede genel kurula veya yönetim kuruluna verilecek yetki ile yönetim kurulu üyesi olmaları şartıyla murahhas üyelere veya şirkette pay sahibi olmasalar bile sorumlu müdürlere devredilebilir.

Anonim şirketlerin kanuni temsilcileri için ticaret sicilinde tescil gerekli mi?

İdare meclisinin şirketi temsile yetkili kimseleri tescil edilmek üzere ticaret siciline bildirmesi, temsil yetkisine ilişkin kararın noterlikçe tasdik edilmiş suretinin de sicil memuruna verilmesi şarttır.

Buna göre;

  • Temsil yetkisine ilişkin noter tasdikli yetkili organ (yönetim kurulu veya genel kurul) kararı,
  • Şirketi temsil yetkisi verilen kişilerin kimler olduğu,

hususlarının ticaret sicilinde tescil ve ilan edilmiş olması gerekmektedir. Bu tescil, ilan tarihinden itibaren hüküm ifade eder.

Anonim şirketlerde kanuni temsilcilerin yetkileri sınırlandırılabilir mi?

Şirketi temsile yetkili olanların şirketin maksat ve mevzuuna dahil olan tüm işleri ve tüm hukuki işlemleri şirket adına yapmaları gerekir. Bu yetki kapsam olarak sınırlandırılamaz.

Anonim şirketlerin ödenmemiş amme borcundan kim sorumludur?

Amme alacağının tüzel kişiliğin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde; kanuni temsilciler şirketin ödenmemiş borçlarından müştereken ve müteselsilen sorumludur.

Şirketi temsil yetkisi murahhas üye veya üyeler ile şirkette pay sahibi olmayan sorumlu müdürlere bırakılmış ise, amme alacağının bunlardan takip ve tahsiline gidilir.

Temsil yetkisi murahhas üyelere veya pay sahibi olmayan müdürlere bırakılmamış ise, yönetim kurulu üyeleri kanuni temsilci sıfatını taşımaktadırlar ve amme alacağının ödenmesinden yönetim kurulu üyeleri şahsi mal varlıklarıyla sorumludurlar.

Anonim şirketlerin ortakları şirketin amme borçlarından sorumlumudur?

Anonim şirketlerin ortaklarının, anonim şirketlerin ödenmemiş amme borçlarından sorumlu tutulacağına ilişkin herhangi bir kanuni düzenleme bulunmadığından, bu ortakların şirketlerin ödenmemiş amme borçlarından sorumluluğu bulunmamaktadır.

Hangi hallerde, limited şirketlerin ortakları ve kanuni temsilcileri ile anonim şirketlerin kanuni temsilcilerinden şirkete ait amme alacakları takip edilir?

  • Şirketin haczedilen mal varlığının 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan değerlemesi sonucu, tespit edilen değerlerinin amme alacağını karşılamaması veya bu malların  satışının yapılmasına rağmen amme alacağının tamamen tahsil edilememiş olması,
  • Şirketin haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması,
  • Şirketin iflasının istenmiş veya iflasının açılmış olması hallerinde amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması,
  • Borçlu şirketin yapılan araştırmalara rağmen bulunamaması,

      hallerinde amme alacağının limited şirket ortakları ve kanuni temsilcileri ile anonim şirketlerin kanuni temsilcilerinin şahsi mal varlığından takip ve tahsiline gidilir.


Cihat ERTÜRK/ SM Mali Müşavir
www.cihaterturk.com
 

Yorum (yok) Yorum yaz!

Vergi Borcuna E-haciz Başlıyor

Gelir İdaresi Başkanlığının (GİB) vergi alacaklarının tahsili için geliştirdiği ''E-haciz Projesi''nde, 16 bankanın, Başkanlık ile yürüttüğü yazışmaların yasallığı ve güvenliği için Eczacıbaşı Bilişim'in elektronik imza yazılımı EBImza'yı seçtiği duyuruldu. Proje kapsamında GİB, haftanın belli günlerinde alacaklarının tahsili için oluşturulan listeleri güncelleyerek bankalara bildirecek. Bankalar, listede kimlik bilgileri yer alan kişi veya kurumlar arasından kendi müşterilerini kontrol ederek, müşterisinin hesabındaki, Başkanlığın alacağı miktardaki parayı bloke edecek. EBImza aracılığıyla elektronik ortamda, "hızla'' haciz işlemi yapılabildiği kaydedildi. Eczacıbaşı Bilişim Genel Müdürü Tarık Aşkın, projenin testleri tamamlandığında e-devlet projelerinden birinin daha hayata geçmiş olacağını belirterek, "Teknolojinin bu kadar hızlı ilerlediği bir dönemde, bireyler kadar kurumların da çağa ayak uydurması gerekiyor. Gelir İdaresi Başkanlığı, E-haciz Projesi ile öncü bir uygulama gerçekleştiriyor. Elektronik imza teknolojisi sayesinde geçmişte uzun zaman alan pek çok işlem, artık saniyeler içinde tamamlanabilecek" dedi.

Kaynak: Haberturk.com  Ekonomi Sitesi

Yorum (yok) Yorum yaz!