2010 ASGARİ ÜCRET TUTARLARI

2010 ASGARİ ÜCRET TUTARLARI / ASGARİ ÜCRET 2010 TUTARLARI AÇIKLANDI

Asgari ücret, 1 Ocak 2010'dan itibaren, 16 yaşından büyükler için brüt 729, net 577.01 lira, 16 yaşını doldurmamış işçiler için ise brüt 621, net 499.62 lira olarak belirlendi.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu, gelecek yıl geçerli olacak asgari ücreti tespit etti.

Buna göre, asgari ücret, 16 yaşından büyükler için 1 Ocak 2010'dan itibaren brüt 729, net 577.01 lira olarak belirlendi. 16 yaşından büyükler için belirlenen asgari ücretin işverene maliyeti 885.73 lira olacak.

Asgari ücret, 16 yaşını doldurmamış işçiler için ise brüt 621, net 499.62 lira olarak tespit edildi. 16 yaşını doldurmamış işçiler için belirlenen asgari ücretin işverene maliyeti ise 793.94 lira olacak.



Yorum (yok) Yorum yaz!

2010 Yılı Defter Tasdik İşlemleri

1. Tasdik Edilmesi Gereken Defterler

Vergi Usul Kanunu’nun 220. maddesine göre;

  • Yevmiye ve envanter defterleri
  • İşletme defteri
  • Çiftçi işletme defteri
  • İmalat ve istihsal vergisi defterleri
  • Nakliyat vergisi defteri
  • Yabancı nakliyat kurumlarının hâsılat defteri
  • Serbest meslek kazanç defteri
  • İzin verilen hallerde yukarıda yazılı olanların yerine kullanılacak olan defterler,

tasdike tabidir.

Vergi Usul Kanunu defteri kebiri tutulması zorunlu defterlerden saymasına karşılık, bu defterin tasdikini zorunlu kılmamıştır. Bu nedenle defteri kebirin tasdik ettirilmemiş olmasının vergi hukukunda herhangi bir yaptırımı yoktur. Böyle olmakla birlikte, defteri kebir Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre tasdike tabi olup, bu işlemin yapılmasının olabilecek uyuşmazlıklarda sahibi lehine delil olma niteliği açısından önemi vardır.

2. Tasdik Süresi

Tasdik zamanı Kanun’un 221. maddesinde belirlenmiş olup, defterlerin aşağıda yazılı zamanlarda tasdik ettirilmesi gerekmektedir:

  • Öteden beri işe devam etmekte olanlar defterin kullanılacağı yıldan önce gelen son ayda
  • Hesap dönemleri Maliye Bakanlığı tarafından tespit edilenler, defterin kullanılacağı hesap döneminden önce gelen son ayda
  • Yeniden işe başlayanlar, sınıf değiştirenler ve yeni bir mükellefiyete girenler işe başlama, sınıf değiştirme ve yeni mükellefiyete girme tarihinden önce; vergi muafiyeti kalkanlar, muaflıktan çıkma tarihinden başlayarak on gün içinde
  • Tasdike tabi defterlerin dolması dolayısıyla veya başka nedenlerle yıl içinde yeni defter kullanmaya mecbur olanlar bunları kullanmaya başlamadan önce.

Bu açıklamalar çerçevesinde, hesap dönemi takvim yılı olanların, 2010 yılında kullanacakları tasdike tabi yasal defterlerini 31.12.2009 tarihine kadar tasdik ettirmeleri gerekmektedir.

Öte yandan, 2009 yılında kullanılan yasal defterlerini 2010 yılında da kullanmak isteyenlerin ise Vergi Usul Kanunu’nun 222. maddesi hükmü gereğince, Ocak 2010 sonuna kadar tasdiki yeniletmeleri gerekir.


Yorum (yok) Yorum yaz!

Yasal izin hakkı ve süreleri

4857 Sayılı İş Kanunu'nun 53. maddesinde geçen çalışanların izin sürelerine ilişkin bilgiler aynen madde de geçtiği şekilde aşağıya alınmıştır.


YILLIK ÜCRETLİ İZİN HAKKI VE İZİN SÜRELERİ

Madde 53- İşyerinde işe başladığı günden itibaren, deneme süresi de içinde olmak üzere, en az bir yıl çalışmış olan işçilere yıllık ücretli izin verilir.

Yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemez.

Niteliklerinden ötürü bir yıldan az süren mevsimlik veya kampanya işlerinde çalışanlara bu Kanunun yıllık ücretli izinlere ilişkin hükümleri uygulanmaz.

İşçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi, hizmet süresi;

a) Bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dahil) olanlara 14 günden,

b) Beş yıldan fazla onbeş yıldan az olanlara 20 günden,

c) Onbeş yıl (dahil) ve daha fazla olanlara 26 günden, az olamaz.

Ancak onsekiz ve daha küçük yaştaki işçilerle elli ve daha yukarı yaştaki işçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi 20 günden az olamaz.

Yıllık izin süreleri iş sözleşmeleri ve toplu iş sözleşmeleri ile artırılabilir.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Şirketimize Ticari Araç mı Alalım Binek Otomobil mi?

Değerli okuyucular  vergi mükelleflerinin sıkça sorduğu sorulardan biri de, vergi yükünü azaltmak için hangi araç tipini tercih etmeleri gerektiği konusundadır. Özellikle satışları yüksek olan şirketler KDV ve Geçici Vergi yükünü azaltmak için taşıt satın almayı tercih etmektedirler. 2009 yılı sonuna gelirken, dönem sonu karının tespit edileceği son    günlerde bu konu son derece  önem arzetmektedir.

Aşağıda ticari araç ve binek otomobil ayrımı yaparak vergi uygulamalarını listeyelim;

Binek Otomobilde Vergi Uygulamaları:

  1. Otomobilin KDV'si  maliyete eklenerek kaydedilir, indirilemez (Rent a car ve sürücü kursları indirebilir).
  2. Kıst amortisman uygulaması vardır, ilk yıl kullanıldığı ay sayısı kadar amortismanlaştırılabilir (Rent a car firmaları ve sürücü kursları tam amortisman uygulaması yapabilir).
  3. Araçla ilgili giderler ve KDV'si indirilebilir.

Ticari Araçta Vergi Uygulamaları:

  1. Aracın KDV'sinin tamamı  indirilebilir.
  2. Araç Aralık ayında alınsa dahi o yıla  ait amortismanın tamamı giderleştirilebilir.
  3. Aracın tüm giderleri kaydedilebilir ve bu giderlerin KDV'si indirilebilir.  

Şimdi iyi düşünün ve doğru karar verin Ticari Taşıt mı yoksa Binek Otomobil mi.

Yazıyı okuduktan sonra  soracağınız soruları duyar gibiyim;
1.Binek Otomobil ve Ticari Araç ayrımını neye göre yapacağız?
2.Aracı kiralamak mı avantajlı, satın almak mı?

Bir sonraki yazımızda bu soruların cevabını bulabileceksiniz..

Cihat ERTÜRK
SM Mali Müşavir
www.cihaterturk.com
email: cihaterturkqgmail.com
Gsm: 0533 631 86 60
Tel   : 0212 502 44 45

Yorum (yok) Yorum yaz!

Fenomen Blogger - Gillette Fusion Power Stealth

Geçenlerde kuryenin getirdiği poşetin içinden çıkan kutu oldukça şaşırtıcı ve bir o kadar da ilgi çekiciydi. Siyah, parlak ve kabartmalı kutunun üzerinde  parmak izi okuyucusu şeklinde bir buton vardı ve butona bastığımda kutunun titreşiminden sonra ismimle hitap eden bir konuşma başladı. "Fark-ı Titreşim dünyasına hoşgeldiniz" şeklinde başlayan bir ses kaydı heyecan vericiydi doğrusu.  

Gillette düzenlediği pazarlama ve reklam stratejisi çerçevesinde fenomen bloggerlara güzel bir traş seti göndermişti. Kutuyu açtığımda içinde traş bıçağı, traş köpüğü ve traş sonrası balsamıyla bütün bir traş setim oldu. Doğrusu  5 bıçaklı, titreşimli Gillette Fusion Power Stealth ile traş inanılmaz keyifliymiş.

Yaşadığım bu traş deneyiminden sonra Gillette ekibine gönderdikleri set için teşkkürlerimi iletiyorum. Aynı zamanda düzenlemiş oldukları bu etkili pazarlama ve reklam çalışması içinde tebrik ediyorum.  Tabii ki tüm erkeklere Fusion Power'ı şiddetle  tavsiye ediyorum.

Kampanyayla ilgili daha detaylı bilgi için www.fark-ititresim.com web adresini ziyaret edebilirsiniz.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Son Sigorta Primi Teşviki (5921 Sayılı Kanun)

5921 Sayılı Kanunla 4447 Sayılı Yasaya eklenen Geçici 9. Madde aşağıya
alınmıştır;

Geçici Madde 9- (5921 sayılı Kanunun 2. maddesiyle eklenen ve 18.8.2009 tarihinden itibaren yürürlüğe giren geçici madde) 2009 yılının Nisan ayına ait prim ve hizmet belgelerinde bildirilen sigortalı sayısına ilave olarak, 31.12.2009 tarihine kadar, işe alınma tarihinden önceki üç aylık dönem içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna verilen prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı sigortalılar dışındaki kişilerden olmak kaydıyla
işe alınan ve fiilen çalıştırılanlar için; 5510 sayılı Kanunun 81. maddesinde sayılan ve 82. maddesi uyarınca belirlenen prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan sigorta primlerinin işveren hisselerine ait tutarı, altı ay boyunca İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanır. Bu madde kapsamında işe almaya ilişkin 31.12.2009 tarihini 30.6.2010 tarihine kadar, primlerin Fondan karşılanma süresini ise altı aya kadar
daha uzatmaya, Bakanlar Kurulu yetkilidir.

İşveren hissesine ait primlerin İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanabilmesi için işverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak 5510 sayılı Kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna verilmesi ve sigortalıların tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutarı ile İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanmayan işveren hissesine ait tutarın ödenmiş olması şarttır. Bu maddeye göre işveren tarafından ödenmesi gereken primlerin geç ödenmesi halinde, İşsizlik Sigortası Fonundan Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılacak ödemenin
gecikmesinden kaynaklanan gecikme zammı, işverenden tahsil edilir. Bu maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendi hükmü saklı kalmak kaydıyla bu maddede düzenlenen teşvik, 5510 sayılı Kanun kapsamında bulunanlarla aynı şartlarda olmak üzere, 506 sayılı Kanunun geçici 20. maddesi kapsamındaki sandıkların statülerine tabi personeli için de uygulanır.
Bu madde hükümleri;
a) 1.10.2003 tarihinden sonra özelleştirme kapsamında devir alınan işyerleri hariç olmak üzere, mevcut ve faaliyette bulunan işyerlerinin devredilmesi, birleşmesi, bölünmesi veya nevi değiştirmesi gibi hallerde yeni işe başlama olarak değerlendirilmez.
b) Mevcut bir işyerinin kapatılarak; değişik bir ad veya unvan ya da bir iş birimi olarak aynı faaliyette açılması veya çalışan sigortalıların bütün olarak devredilmesi halinde, bu işyerleri hakkında uygulanmaz.
c) Yönetim ve kontrolü elinde bulunduracak şekilde doğrudan veya dolaylı ortaklık ilişkisi bulunan şirketler arasında istihdamın kaydırılması, şahıs işletmelerinde işletme sahipliğinin değiştirilmesi gibi ek bir kapasite ve istihdam artışına neden olmayan, sadece teşviklerden yararlanmak amacıyla yapılan işlemler hakkında uygulanmaz.
ç) 5510 sayılı Kanun gereğince yapılan kontrol ve denetimler sonucunda çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği tespit edilen işyerleri hakkında tespit yapıldığı aydan başlanmak suretiyle uygulanmaz.
d) 4.1.2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve bu Kanundan istisna olan alımlar ile uluslararası anlaşma hükümlerine istinaden yapılan hizmet alımları ve yapım işlerini yürüten işyerleri hakkında uygulanmaz.
e) 21.4.2005 tarihli ve 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 30. maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerlerinde çalışmaya başlayanlar hakkında uygulanmaz.
f) 5510 sayılı Kanuna göre sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ile yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz.
İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanan prim tutarları gelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmaz.
Bu maddeyle düzenlenen destek unsurundan diğer ilgili mevzuat uyarınca ayrıca yararlanmakta olan işverenler; aynı dönem için ve mükerrer olarak bu destek unsurundan yararlanamaz. Bu durumda, işverenlerin tercihleri dikkate alınmak suretiyle uygulama, destek unsurlarından sadece biriyle sınırlı olarak yapılır.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından belirlenir.
--
Cihat ERTÜRK
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
Sosyal Güvenlik ve Vergi Danışmanı
email: cihaterturk@gmail.com
web : http://www.cihaterturk.com/
gsm : 0533 631 86 60

Yorum (2) Yorum yaz!

Kamu Borçlarında Yeni Faiz Oranı 1,95

1. Yeni Gecikme Zammı Oranı

19.11.2009 tarih ve 27411 sayılı Resmi gazetede yayımlanan 02.11.2009 tarih ve 2009/15565 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla, 6183 sayılı Kanun’un 51. maddesinde yer alan gecikme zammı oranı her ay için ayrı ayrı uygulanmak üzere % 1,95 olarak yeniden belirlenmiştir. Böylece 21.04.2006 tarihinden beri yürürlükte olan aylık % 2,5 olan gecikme zammı oranı, % 1.95’e düşmüş olmaktadır.

Karar yayımı tarihi olan 19.11.2009 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Buna göre;

n Vadesi 19.11.2009 tarihinden önce gelmesine rağmen, bu tarih itibariyle henüz ödenmemiş olan,

n Vadesi 19.11.2009 tarihinden sonra gelen ancak vadesinde ödenmeyen,

kamu borçlarına, yeni gecikme zammı oranı uygulanacaktır.

Gecikme zammı uygulamasıyla ilgili ayrıntılı açıklama yapılması gerekli görülmemekle birlikte, aşağıdaki özet bilgilerin hatırlatılmasında yarar görülmüştür:

n Ay kesirlerine isabet eden gecikme zammı günlük olarak hesaplanır. Hesaplamada 1 ay 30 gün olarak dikkate alınır ve günlük gecikme zammı oranı, (aylık oran/30) formülüyle bulunur.

n Tam aylar için gecikme zammı aşağıdaki formülle hesaplanır:

Gecikme zammı tutarı = Aylık gecikme zammı oranı x ay sayısı x gecikme zammı uygulanacak tutar

n Ay kesirleri için gecikme zammı aşağıdaki formülle hesaplanır:

Gecikme zammı tutarı = Günlük gecikme zammı oranı x gün sayısı x gecikme zammı uygulanacak tutar

n Bakanlar Kurulu kararıyla aylık gecikme zammı oranının yeniden belirlendiği hallerde, zammın hesaplanmasında aşağıdaki şekilde işlem yapılır:

-  Aylık esasa göre gecikme zammının hesaplandığı bir aylık süre içindeki bir tarihte oran değişikliği yapılırsa, bu bir aylık sürenin tamamına eski oran uygulanır.

-  Ay kesirleri için zammın hesaplanması günlük esasa göre yapılırsa, Bakanlar Kurulu kararının yürürlüğe girdiği gün dahil olmak üzere daha sonraki günler için yeni oran, yürürlük tarihinden önceki günler için ise eski oran dikkate alınır.

2. Yeni Gecikme Faizi Oranı

Vergi Usul Kanunu’nun 112. maddesinde yer alan düzenleme nedeniyle, gecikme faizi gecikme zammı oranında uygulandığından, 2009/15565 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla yapılan değişiklik gecikme faizini de değiştirmiş olup, 19.11.2009 tarihinden itibaren uygulanacak gecikme faizi oranı % 1,95 olmuştur.

Yasal düzenlemelere göre

n Gecikme faizinin hesabında ay kesirleri dikkate alınmamakta,

n Gecikme faizi aşağıdaki formülle hesaplanmaktadır:

Gecikme faizi tutarı = Gecikme zammı oranı x ay sayısı x gecikme faizi uygulanacak tutar

3. Yeni Pişmanlık Zammı Oranı

Vergi Usul Kanunu’nun 371. maddesinde yer alan düzenleme nedeniyle, pişmanlık zammı gecikme zammı oranında uygulandığından, 2009/15565 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla yapılan değişiklik pişmanlık zammı oranını da değiştirmiş olup, 19.11.2009 tarihinden itibaren uygulanacak pişmanlık zammı oranı % 1,95 olmuştur.

Yasal düzenlemelere göre

n Pişmanlık zammı hesabında ay kesirleri tam ay sayılmakta,

n Pişmanlık zammı aşağıdaki formülle hesaplanmakta,

Pişmanlık zammı tutarı = Ödeme süresi geçen vergi tutarı x gecikme zammı oranı x borcun normal vade tarihi ile ödendiği tarih arasında geçen ay sayısı.

n İdarece tarh edilen vergilerde ve tahakkuku tahsile bağlı vergilerde pişmanlık hükümleri uygulanmamakta,

n Pişmanlıktan ancak talebin yazılı olması halinde yararlanılabilmekte,

n Pişmanlık hükümlerinin uygulanması, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının kesilmesini engellememektedir.

4. Tecil Faizi Oranı

6183 sayılı Kanun’un 48. Maddesi çerçevesinde tecil faizi oranı Maliye Bakanlığınca belirlenmekte olup, 28.04.2006 tarihinden itibaren uygulanmakta olan tecil faizi oranı yıllık % 24’tür. Tecil faizinin gecikme zammından daha yüksek olması açıklanabilir olmadığından, en kısa zamanda gecikme zammı oranında yapılan değişiklik paralelinde tecil faizi oranında da önemli bir indirime gidileceği düşünülmektedir.

5. Dönemler İtibariyle Gecikme Zammı, Gecikme Faizi ve Pişmanlık Zammı Oranları

 

GECİKME ZAMMI, GECİKME FAİZİ VE PİŞMANLIK ZAMMI ORANLARI

 

 

 

 

 

DÖNEM

BKK

TAHSİLAT GT SERİ NO

ORAN (%)

TARİH

NO

30.12.1993 – 07.03.1994

6183 SAYILI KANUN MD. 51

381

9

08.03.1994 – 30.08.1995

22.02.1994

94/5335

383

12

31.08.1995 – 31.01.1996

20.07.1995

95/7138

389

10

01.02.1996 – 08.07.1998

09.01.1996

96/7798

391

15

09.07.1998 – 20.01.2000

03.07.1998

98/11331

403

12

21.01.2000 – 01.12.2000

21.01.2000

2000/7

408

6

02.12.2000 – 28.03.2001

26.10.2000

2000/1555

411

5

29.03.2001 – 30.01.2002

26.03.2001

2001/2175

415

10

31.01.2002 – 11.11.2003

28.01.2002

2002/3550

422

7

12.11.2003 – 01.03.2005

03.11.2003

2003/6345

429

4

02.03.2005 – 20.04.2006

23.02.2005

2005/8551

434

3

21.04.2006 – 18.11.2009

03.04.2006

2006/10302

438

2,5

19.11.2009 -                  

02.11.2009

                               1,95


Söz konusu Bakanlar Kurulu aşağıdadır:


19.11.2009 Tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu

 

KAMU ALACAKLARI İÇİN UYGULANAN GECİKME ZAMMI ORANININ

YENİDEN BELİRLENMESİNE İLİŞKİN KARAR

MADDE1 - (1) 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan gecikme zammı oranı her ay için ayrı ayrı uygulanmak üzere % 1,95 olarak belirlenmiştir.

MADDE 2 - (1) Bu Karar yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3 - (1) Bu Karar hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür

Yorum (yok) Yorum yaz!

Sel felaketi nedeniyle mağdur olan mükelleflerin vergi kanunları

Sel felaketi nedeniyle mağdur olan mükelleflerin vergi kanunları karşısındaki durumu

Erhan Tarhan - Deloitte Vergi Hizmetleri

Son zamanlarda ülkemizde meydana gelen sel felaketleri nedeniyle mağduriyete uğrayan mükelleflerin vergi kanunları karşısındaki durumu bu yazının konusunu oluşturmaktadır.

Makalede özetle aşağıdaki konulara değinilmiştir.

  • Mücbir Sebep ve Zor Durum Hali
  • Afete Uğrayarak Değeri Düşen Malların Değerlemesi
  • Afete Uğrayıp Zayi Olan Malların KDV Karşısındaki Durumu
  • Değerini Kaybeden Emitanın ve Amortismana Tabi İktisadi Kıymetin Sigortalı Olması
  • Verginin Terkini
  • Defter ve Belgelerin Tabii Afet Nedeniyle Tahribata Uğraması

1. Mücbir Sebep ve Zor Durum Hali

İnsan iradesi ve isteği dışında meydana gelen olaylar olarak tanımlayabileceğimiz mücbir sebepler Vergi Usul Kanununun 13 üncü maddesinde yer almaktadır.

Bilindiği üzere anılan maddede aşağıdaki haller mücbir sebep olarak kabul edilmektedir.

1.Vergi ödevlerinden herhangi birinin yerine getirilmesine engel olacak derecede ağır kaza, ağır hastalık ve tutukluluk

2.Vergi ödevlerinin yerine getirilmesine engel olacak yangın, yer sarsıntısı ve su basması gibi afetler

3.Kişinin idaresi dışında vukua gelen mecburi gaybubetler

4.Sahibinin iradesi dışındaki sebepler dolayısiyle defter ve vesikalarının elinden çıkmış bulunması

Yangın, yer sarsıntısı ve su basması gibi afetler, belli bir bölgenin tamamını veya bir kısmını etkilemesi açısından VUK’ta özellik arz etmektedir.

VUK’un 15 inci maddesine göre Maliye Bakanlığı; il, ilçe, mahal veya afete maruz kalanlar itibarıyla mücbir sebep hali ilan etmeye yetkilidir. Bu şekilde bir ilan yapılması durumunda mükelleflerden durumun ispat ve tevsik zorunluluğu istenilmez.

Ancak tabi afet durumunun geneli etkilemediği kabul edilirse, mükelleften mücbir sebebin varlığı (devamı ve sona erdiği tarih de dahil olmak üzere) ve bunun vergi ödevlerini yerine getirmeye engel teşkil ettiğini ispatlaması istenir.

İlke olarak mücbir sebep, vergilemeyle ilgili bir görevin yerine getirilmesi bakımından, kanunen ve idarece tayin edilmiş olan bütün süreleri durdurur. Ancak bu durum belli bir mücbir sebebin aynı zamanda bütün süreleri durduracağı anlamına gelmez. Özellikle mükellefin şahsı ile ilgili olamayan hallerde, mücbir sebep sadece etkili olduğu süreyi durdurur. Örneğin mükellefin defter ve belgelerinin yanmış olması, daha once tahakkuk etmiş vergi borcunun süresinde ödenmemesini gerektirmez.(*)

Mücbir sebebin varlığı itfaye raporu, polis tutanağı ile tevsik edilebilir.

Ayrıca, VUK’un 17 inci maddesinde zor durumda bulunmaları nedeniyle vergi muamelelerine ilişkin ödevleri süresi içinde yerine getiremeyecek mükelleflere, kanuni sürenin bir katını, kanuni sürenin bir aydan az olması halinde bir ayı geçmemek üzere, Maliye Bakanlığınca münasip bir mühlet verilebileceği hüküm olunmaktadır.

Bu mühletin verilebilmesi için:

1. Mühlet isteyen, sürenin bitmesinden evvel yazı ile istemde bulunmalıdır.

2. İstemde gösterilen mazeret, mühlet verecek makam tarafından kabule layık görülmelidir.

3. Mühletin verilmesi halinde verginin alınması tehlikeye girmemelidir.

Mühlet istemine ilişkin yazılı başvurunun süre bitmeden önce yapılması gerekmektedir.

Maliye Bakanlığı mühlet verme yetkisini tamamen veya kısmen mahalline devredebileceği gibi bölgeler, iller, ilçeler veya sektörler ile iş kolları ya da mükellef grupları itibarıyla yazılı başvuru şartı aramaksızın da kullanabilir.

2. Afete Uğrayarak Değeri Düşen Emtianın Değerlemesi

Vergi Usul Kanununun 278 inci maddesi uyarınca tabii afetler yüzünden iktisadi kıymetlerinde önemli bir azalış olan emtianın emsal bedeli ile değerlenmesi ve aynı Kanunun 267 nci maddesine göre de emsal bedelinin takdir komisyonunca takdir edilmesi gerekmektedir.

Bu durumda emtiası zarar gören mükellefler değeri düşen mallarına zarar kaydı yapabilmek için vergi dairesine müracaat ederek konunun takdir komisyonuna intikal ettirilmesini sağlaması gerekmektedir. Mükellefler komisyonların belirlediği bedellere göre zarar kaydı yapabilecekler.

Konuya ilişkin Maliye ve Gümrük Bakanlığı’nın 13.02.1985 tarihli ve 1-2126-4-1128 sayılı Özelgesi aşağıda yer almaktadır.

İşyerini sel basması sonucu meydana gelen emtia kaybına ilişkin zararın kabul edilebilmesi, ya Takdir Komisyonu'nca bu konuda bir takdir yapılmış ol­ması ya da kaza mercilerince bu konuda re'sen biçilmiş bir değerin bulunması gerekir.

Bilindiği üzere, 213 sayılı VUK'nun 278. maddesinde, yangın, deprem ve su basması gibi afetler yüzünden veyahut bozulmak, çökmek, kırılmak, çatlamak, paslanmak gibi haller netice-sinde iktisadi kıymetlerinde önemli bir azalış vaki olan emtia ile maliyetlerin hesaplanması mutad olmayan hurdalar ve döküntüler, üstüpü, dese ve Iskartaların emsal bedeli ile değerleneceği hükme bağlanmış, emsal bedelinin en şekilde tesbit edileceği ise aynı Kanunun 267. maddesin­de açıklanmış bulunmaktadır.

Adı geçenin, işyerini sel basması sonucu meydana gelen emtia kaybının emsal bedelinin tesbiti için Takdir Komisyonu'na başvurularak Takdir Komisyonu'nca bu konuda bir takdir yapıl­mış olması veya kaza mercilerinde bu kortuda re'sen biçilmiş bir değerin bulunması durumunda mümkündür.

Adı geçen yükümlü tarafından sel basması sonucu meydana gelen emtia kaybının emsal be-delinin tesbiti için Takdir Komisyonu'na başvurularak emsal bedel takdiri yapılmadığına ve bilir­kişilerce raporla tespit edilen değerin kaza mercilerine biçilmiş bir değer olarak kabulü mümkün olmadığına göre, söz konusu zararın gelir vergisi uygulamasında zarar olarak kabul edilerek mezkur yıl kazancından veya sonraki yıl kazançlarından indirilmesi mümkün değildir.

Kaldı ki, adı geçen yükümlü sel baskınının olduğu yıl olan 1981 ve müteakip yıllar için za­rar beyanında bulunmayıp gelir beyanında bulunmuştur.

3. Afete Uğrayıp Zayi Olan Malların KDV Karşısındaki Durumu

Katma Değer Vergisi Kanununun 30 uncu maddesinin c bendinde; deprem, sel felaketi ve Maliye Bakanlığının yangın sebebiyle mücbir sebep ilan ettiği yerlerdeki yangın sonucu zayi olanlar hariç olmak üzere, zayi olan malların KDV 'sinin indirilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

İlgili kanun maddesinden de anlaşılacağı üzere sel felaketi sonucu zayi olan malların, alış vesikalarında gösterilen KDV indirim konusu yapılabilecektir.

Ayrıca bu mallarla ilgili olup önceki dönemlerde indirilen katma değer vergileri düzeltme yoluyla mükelleflerden istenilmeyecek, henüz indirilememiş olan katma değer vergileri ise takip eden dönemlerde indirilebilecektir.

4. Değerini Kaybeden Emitanın ve Amortismana Tabi İktisadi Kıymetin Sigortalı Olması

4.1 Değerini Kaybeden Emitanın Sigortalı Olması

VUK’un 330 uncu maddesinde “Emtia ve zirai mahsul ve hayvan kıymetlerinde vukua gelen zayiat dolayısiyle alınan sigorta tazminatları bunların değerlerinden fazla olursa bu fazlalık kara alınır.

İşletme hesabı esasında tutulan defterde bu tazminat hasılat kaydedilir”

hükmü yer almaktadır. Bu hüküm çerçevesinde emtialarda vukua gelen zayiat dolayısiyle alınan sigorta tazminatları bunların değerlerinden fazla olursa bu fazlalık gelir olarak kaydedilmesi gerekir.

4.2 Amortismana Tabi İktisadi Kıymetin Sigortalı Olması

VUK’un 329 uncu maddesinde “Yangın, deprem, sel, su basması gibi afetler yüzünden tamamen veya kısmen ziyaa uğrıyan amortismana tabi iktisadi kıymetler için alınan sigorta tazminatı bunların değerinden (Amortismanlı olanlarda ayrılmış olan amortisman çıktıktan sonra kalan değerden) fazla veya eksik olduğu takdirde farkı kar veya zarar hesabına geçirilir.

hükmü yer almaktadır. Bu hüküm çerçevesinde tamamen veya kısmen ziyaa uğrıyan amortismana tabi iktisadi kıymetler için alınan sigorta tazminatı bunların net defter değerinden fazla ise fark gelir olarak; eksik ise gider olarak katıylara alınabilir.

Ayrıca, yine anılan kanun maddesi ile alınan sigorta tazminatı ile ziyaa uğrayan malların yenilenmesi işin mahiyetine göre zaruri bulunur veya bu hususta işletmeyi idare edenlerce karar verilmiş ve teşebbüse geçilmiş olursa bu takdirde tazminat fazlası, yenileme giderlerini karşılamak üzere, pasifte geçici bir hesapta azami üç yıl süre ile tutulabilir. Bu işlem bilanço esasına göre defter tutan mükellefler tarafından yapılabilir.

4.3 Fevkalade Amortisman

Sel felaketi dolayısıyla sahip oldukları amortismana tabi iktisadi kıymetleri zarara uğrayan mükellefler, Maliye Bakanlığının uygun görmesi halinde, bu kıymet için “Fevkalade Amortisman” ayırabilirler.

Bunun için mükelleflerin bağlı bulundukları vergi dairelerine dilekçe ile başvurmaları ve bu dilekçeye fevkalade amortisman uygulamak istedikleri iktisadi kıymetlerin listesini, varsa itfaiye raporu, polis tutanağı, fotoğraf, görüntü kaydı vb. belgeleri eklemeleri gerekmektedir.

5. Verginin Terkini

VUK’un 115 inci maddesine göre, varlıklarının en az üçte birini kaybeden mükelleflerin zarara uğrayan gelir kaynaklarıyla ilgili bulunan vergi borç ve cezalarını, Maliye Bakanlığınca zararla orantılı olmak üzere, kısmen veya tamamen terkin etmesi mümkündür.

Burada dikkat edilmesi gerekilen husus tabi afetin vergi alacağının doğduğu gelir kaynağına zarar vermiş olması ve zararın mükellefin toplam varlığının üçte birini aşmış olması gerekmektedir.

Diğer taraftan verginin terkini ile ilgili en önemli husulardan biri de, afet tarihine kadar tahakkuk etmemiş bulunan vergi borçlarının terkininin mümkün olmayacağıdır.

Aşağıda konu ile ilgili olarak 18.09.1973 tarihli ve 2181900-6-9 sayılı Maliye Bakanlığı Özelgesinin bir bölümüne yer verilmiştir.

Afet tarihine kadar tahakkuk etmemiş bulunan vergi borçlarının terkini mümkün değildir.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 115. maddesinin birinci fıkrası hükmü gereğince; tabii afete maruz kalmak suretiyle varlıklarının 1/3 ünden fazlasını kaybedenlerin ancak afetin vuku bulduğu tarihe kadar tahakkuk etmiş ve tahsil edilmemiş bulunan borçlarının zararla mütenasip şekilde terkini mümkündür. Afet tarihine kadar tahakkuk etmemiş bulunan borçlarının hiçbir şekilde terkini kabul değildir.

................

Bu konu ayrıca 6183 sayılı Kanunun 105 inci maddesinde de yer almaktadır.

Terkin işlemi için mükelleflerin bağlı bulundukları vergi dairelerine dilekçe ile başvurmaları ve bu dilekçeye varsa itfaiye raporu, polis tutanağı, fotoğraf, görüntü kaydı vb. belgeleri eklemeleri gerekmektedir. Zarar derecesi ve ilgili bulunduğu gelir kaynağı Mahalli idare heyetleri tarafından tespit edilir

6. Defter ve Belgelerin Tabii Afet Nedeniyle Tahribata Uğraması

Tabii afet nedeniyle defter ve belgeleri zayi olan işletmeler TTK’nın 68 inci maddesine göre ziyaı öğrendiği andan itibaren onbeş gün içinde, ticari işletmesinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine başvurarak, bu durumu mahkeme kararıyla belgelendirmesi gerekmektedir. 

                                  
 
(*) ÖZBALCI, age, s. 167

Kaynak: www.verginet.net

Yorum (yok) Yorum yaz!

Vergi İncelemesine Seçilme Nedenleri

Vergi incelemesine neden seçilebilirsiniz? 

Vergi incelemesine seçilme nedenleri;

- Tamamen tesadüfen,

- Bir konu genel olarak taranırken,

- Sektör incelemesi sırasında,

- Bir başka şirket incelenirken, ona mal veya hizmet satmış veya almışsanız,

- İhbar varsa (Genellikle de eski çalışanlardan gelir),

- İkili anlaşmalar çerçevesinde alınan bilgiler,

- Kara para incelemeleri,

- Tek vergi numarası uygulaması çerçevesinde toplanan bilgilerden hareketle yapılan kontroller (Banka faiz gelirleri incelemeleri, gayrimenkul satış incelemeleri, borsa satış incelemeleri),

- Beyanname, ekleri ve bilanço/gelir tablosu dip not tutarsızlıkları,

- Mali idarece fişlenmiş olma (Sahte belge kara listesine girme),

- Kasa hesabının şişkinliği,

- Yüksek ortaklar cari hesabı,

- Şişkin bir "kanunen kabul edilmeyen gider" rakamı,

- Düzeltme beyanları,

- İade talepleri,

- Sürekli ve yüksek miktarlı devreden KDV,

- Sürekli zarar beyan ediliyor olması,

- Büyük mükellef olma (Sürekli incelenme anlamına geliyor),

- Kârlılık oranının sektörel ortalamaya göre sapma göstermesi (Elektronik beyan sonrası vergi idaresi daha fazla veriyi elektronik ortamda alıp işleyebilir, karşılaştırabilir hale getirilebilir),

- Beyannamenin diğer indirim satırında gösterilen rakamlarla ilgili yeterli açıklama yapılmamış olması.

Vergi inceleme süreci iyi yönetilmelidir

Vergi incelemeleri şirket hayatında çok önemlidir. Bu nedenle de önemi ölçüsünde dikkatle izlenmeli ve gerekli adımlar atılmalıdır.

Uygulamada bazen oldukça ilginç yaklaşımlarla karşılayabiliyoruz. İnceleme başlıyor, bitiyor, tutanak alınıyor, rapor tebliğ ediliyor, dava açma süresinin bitimine az kala müşavir aranmaya başlanıyor.

Tabii bu, en abartılmış hal, fakat şu veya bu eksikle bu tür durumlarla sık karşılaşıyoruz.

Bu konuda yapılması gerekenlerle ilgili olarak hazırladığımız liste iki bölüm halinde aşağıda yer almaktadır.

İlk bölümde inceleme aşamasındaki sürecin yönetimi, ikinci bölümde de inceleme sonrası süreç yönetimi ele alınmıştır.

Vergi incelemesi süreci nasıl yönetilir?

- İnceleme öncesinde alınacak tedbirler alındı mı?

- Sorunlar

- Sorunların analizi

- Olası tehditler biliniyor mu?

- Savunma dayanakları ve belgelenmesi

- İnceleme başladığında

- Alarm düğmesine basıldı mı?

- Süreç sorumluları kim?

- İnceleme elemanının sorduğu sorular?

- İnceleme elemanının istediği belgeler?

- İnceleme elemanının istediği çalışmalar?

- Defter ve belgeler tutanakla mı teslim edildi?

- İncelemenin yapılacağı yer konusunda karar verildi mi?

- İnceleme elemanları ile yapılan teknik müzakereler nasıl yürütülüyor?

- Şirket yönetimi ile süreci yürütenler bir araya gelip değerlendirme yapıyorlar mı?

- İnceleme elemanı ile olan ilişkilerde gerekli özen gösteriliyor mu?

- Tutanak alınırken nelere dikkat edilmeli?

- Kayıtlara uygun mu?

- Açıklamalarımız tam ve istediğimiz şekilde yer alıyor mu?

- Bize göre olmaması gereken ifadeler var mı?

- Tarhiyat öncesi uzlaşma istemeli miyiz?

İnceleme sonrası süreç nasıl yönetilir?

- Raporla ilgili analiz yapıldı mı?

- Konuyla ilgili yardım alınacak uzmanların tespiti yapıldı mı?

- Farklı uzman görüşleri alındı mı?

- Uyuşmazlığın çözümünde izlenecek yola karar verildi mi?

Uzlaşma

- Tarhiyat öncesi mi?

- Tarhiyat sonrası mı?

- Hazırlık

- Uzlaşılabilecek rakam tespit edildi mi?

- Uzlaşmada kullanılabilecek savunma noktaları belirlendi mi?

- Yazılı bir ön metin hazırlandı mı?

- Rakamlar biliniyor mu?

- Kimler katılacak?

Yargı

- Literatür taraması yapıldı mı?

- Mukteza ve yargı kararları tarandı mı?

- Duruşma düşünülüyor mu?

- Duruşmada kim yer alacak?

Yargı sonrası

- İdare kararı anladı mı?

- İdarenin yaptığı işlemler doğru mu?

- Süreç izleniyor mu?

- Taraflar zaman zaman bir araya gelip durum değerlendirmesi yapıyor mu?

- Gidişata göre neler yapılıyor?

- İhtiyati tahakkuk/ihtiyati haciz uygulandı mı?

- Yurtdışı çıkış yasağı uygulandı mı?

- Teminat istendi mi?

- Yürütmeyi durdurma kararı gerekiyor mu?

(Kaynakça: Zeki Güngüz,Dünya Gazetesi, 13 Mayıs 2009)

Yorum (yok) Yorum yaz!